KORKULAR

10.12.2021
180
A+
A-
KORKULAR

Her insanın, kimsenin bilmesini istemediği bir sırrı vardır. Bazısının birden fazla… Benim sırrım, yalnızlıktan korkmaktı. Yalnızlıktan ve karanlıktan… En çok da, karanlıkta yalnız kalmaktan. Geceleri hiç sevmezdim mesela. Karanlıkta, herkes uyurken, en çok korktuğum iki şeyi yaşardım. Karanlık sessizliği getirirdi bir de, sessizlikten de korkardım. Sonra farkına vardım yavaş yavaş, sessizlik korkutucu değildi. Cevaplarla doluydu. Aklımda dönüp duran, kimseye soramadığım ama merakımdan unutamadığım soruların cevaplarını düşünürdüm sessizlikte. Daha sonralarıysa aslında korkulması gerekenin, zihni en çok yoran ses olduğunu anladım; insanların sesi… 

İnsanların benim hakkımdaki düşünceleri, zihnimin içinde öyle bir ses kirliliği yaratıyordu ki, eskiden yalnızlıktan neden korktuğumu sorgular olmuştum. Sessizliği bulabildiğim tek zaman diliminin gece olduğunu fark etmem uzun sürmedi. Kimsenin hakkımdaki düşüncelerini dinlemeden, sadece kendi düşüncelerimle baş başa kalabildiğim tek zamandı gece. İstediğim gibi düşünüp sorularıma cevap arıyor, istediğim kadar hayal kurabiliyordum. Başkalarının benim için kurdukları değil, BENİM kurduğum hayaller mutlu ediyordu beni. Ve bulduğum cevaplar da, başkalarının düşündükleri değildi. Herkesin kabul ettiği cevap ve yasaları da sorguluyordum zihnimde. Mesela yer çekimini benim hissettiğim kadar mı hissediyordu başkası? Ya da bu evrenden bihaber olan tek canlı insan mıydı? Bu tür sorular çoğu insana göre beynimi bulandırıyordu. Ama ben onların tavsiyelerine uymayı çoktan bırakmıştım. Her geçen gün daha çok soru soruyor, geceleri daha çok cevap arıyordum. Anladım ki asıl korktuğumuz şeyler bilmiyor olduklarımızmış. Ya da yanlış öğrendiklerimiz. Sessizliğe olan korkum, sese alışkın olduğumdan; yalnızlığa olan korkum, hiç yalnız kalmadığımdanmış meğer. 

Peki karanlıktan niye korkuyordum? Neler sakladığını bilmiyordum çünkü. Ama o yalnız ve sessiz gecelerde anladım, sakladığı tek şeyin yıldızlar olduğunu. Göğe her bakışımda hatırlıyorum, her karanlık yıldızlarla dolu. Bazen onları göremesem bile oradalar, biliyorum. Sadece gözümü alan kocaman bir güneş oluyor onları görmeme engel olan. Aynı insanlar gibi. Kötü düşünceli insanlar… Her şeyi aydınlatabileceklerini sanıyorlar ama sadece görmen gereken şeylerin önüne geçiyorlar, o kadar. Karanlığı kötü gösteriyorlar, onları düşün sadece diye; onlar olmadığında bile… Koskoca Güneş bunu yapmıyor değil mi? Karanlık olunca yerini Ay’a bırakıyor. Peki insanlar kim olduklarını sanıyorlar o zaman? Güneşten daha büyük bir ışık kaynağı mı? Geceleri de aydınlatsınlar o zaman Dünya’yı. Aralasınlar o zaman bilinmezin kapısını. 

İşte bu sorulardı gece cevaplarını aradığım. Karanlık artık hoşuma gidiyordu. Işığın ne kadar korkutucu olduğunu anladığımda, karanlığın bilinmezliği daha az korkutmuştu çünkü beni. Zaten hep orada olan bir karanlıktan korkmamın bir yararı yoktu ki. Önemli olan, içindeki yıldızları görebilmekti. Aydınlatıcı bir Güneş de gerekmiyordu üstelik. Yıldızlar zaten parlıyordu. Kendi düşüncelerim yeni yıldızlar doğuruyordu. Güneş de bir yıldız değil miydi zaten? Bize en yakın olduğu için en büyük görünen. Aslında ondan daha büyük yıldızlar vardı karanlığın içinde. Ama bunu bilmiyordu insanoğlu, bu yüzden tapmıştı asırlarca Güneş’e…

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
Elif Şahika Arıcı
Yazarımız Elif Şahika Arıcı, 30 Ekim 2004 tarihinde Manisa'da doğdu. Şu anda Konya'da yaşamakta olup Konya Karatay Türk Telekom Sosyal Bilimler Lisesi'nde 10. sınıf öğrencisidir. Araştırıp okumayı ve yazmayı kendisine hayat felsefesi belirlemiştir.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.